Eylül 05 2010 18:29:22
Müftülük Menü

Ana Sayfa

MÜFTÜLÜĞÜMÜZ

» Tanıtım
» İl Müftümüz
» Daire Personeli
» Müftülüğümüz Duyuruları

DİN HİZMETLERİ
» Dini Günler
» Ramazan Ayı Hizmetleri

HAC VE UMRE
» Umre Organizasyonu
» Hac Organizasyonu
» Hac Rehberi

MÜFTÜLERİMİZ
» İlimiz Müftüleri
» İlçemiz Müftüleri

İLÇE MÜFTÜLÜKLERİ
» Ayancık Müftülüğü
» Boyabat Müftülüğü
» Durağan Müftülüğü
» Dikmen Müftülüğü
» Erfelek Müftülüğü
» Gerze Müftülüğü
» Saraydüzü Müftülüğü
» Türkeli Müftülüğü

CAMİLERİLERİMİZ
» Merkez Camileri
» Köy Camileri

FAALİYETLER
» Konferanslar
» Sosyal Faaliyetler
» Kutlu Doğum Haftası
» Camii ve Din Gör.Haft.

Namaz Vakitleri

Bilgiler

D.İ.Başkanlığı
Müftülükler
Yayın Hizmetleri
Diyanet Vakfı
Din Hizmetleri
İlahiyat Fakülteleri
Eğitim Hizmetleri
Türkiye.gov.tr
Envanterler


Harita

Pervane Medresesi

(1277- 1322)

          Türkiye Selçukluları’nın meşhur devlet adamı Muîneddin Süleyman Pervane’nin ölümünden sonra onun oğlu tarafından Sinop, Kastamonu ve çevresinde kurulan  Türk beyliği. Sinop, 1214’te Trabzon Rum İmparatorluğu ile girişilen mücadele sonucunda Türkiye Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykâvüs (1211-1220) tarafından fethedilmişti. Ancak bu şehir daha sonra Türkiye Selçuklu Devleti’nde yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle elden çıkmıştı(657/1259). Pervâne Muîneddin Süleyman (1262-1277), İlhanlı Hükümdarı Abaka’dan izin alarak Sinop’u Trabzon Rum İmparatorluğu’ndan geri almak için hazırlıklara girişti. Yaklaşık bir yıl süreyle karadan ve denizden kuşatılan şehir, 664/1266’da ele geçirildi. Bu başarı ile Pervâne’nin nüfuzu bir kat daha arttı ve Sultan IV. Kılıç Arslan’dan Sinop’un kendisine temlik edilmesini istedi. Sultan bu duruma karşı çıkmasına rağmen Moğollar’dan destek gören Pervâne’nin isteğini kabul etmek zorunda kaldı. Pervâne Muîneddin Süleyman, merkezdeki önemli görevi dolayısıyla kendi adına Sinop’u idare etmek üzere oğlu Muîneddin Muhammed’i görevlendirdi. Pervâne Süleyman, 1277’de İlhanlı Hükümdarı Abaka tarafından öldürülünce oğlu Muhammed bağımsızlığını ilân ederek Sinop’ta  tarihte “Pervâneoğulları” diye bilinen beyliği kurmuş oldu (1277).
         İlhanlı hükümdarı Mahmud Gazan Han’ın Anadolu’ya gönderdiği adamlarından Baltu adındaki emîr, Anadolu’da güç kazandıkdan sonra Gazan Han’ın itaatinden çıkınca Gazan Han, onu cezalandırmak için Anadolu’ya Kutluğ Şah kumandasında 30.000 kişilik bir ordu gönderdi. Baltu Noyan kaçıp Ermeni tekfuruna sığındı ise de yakalanarak Tebriz’e gönderildi ve burada Gazan Han’ın emriyle idam edildi. Baltu     giriştiği   bu isyana Türkiye Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddin Mesud’u    da sürükleyince o da Gazan Han’ın huzuruna çıkarılarak yargılanmıştır. Yargılama   sonunda her ne kadar suçsuz olduğu anlaşılmış ise de tahtdan indirilerek yerine III. Alâeddin Keykubâd tayin edilmiştir(1298). Bu zamanda Moğollar Selçuklu Devleti’nde ileri gelen makamlarda da değişiklikler yaptılar. İşte bu makamlardan biri olan Pervânelik makamına da Muîneddin Süleyman Pervâne’nin oğlu Muîneddin Muhammed  tayin edildi.

         Türkiye Selçuklu Devleti Baltu İsyanı’ndan sonra idârî bakımdan dört bölgeye ayrıldı. Her devlet adamı  kuvvetleriyle kendine ayrılan bölgeyi idare etmek üzere o bölgeye hareket etti. Muîneddin  Muhammed  de  Kastamonu  tarafına  hareket  etti.  Kastamonu  ve civarında bulunan pek çok kişi Muhammed Bey’in etrafında toplandı. Babası Muîneddin Süleyman’ın eski adamları ve hizmetçileri de her taraftan akın akın onun huzuruna gelerek hizmetine girdiler. Muhammed Bey böylece büyük güç ve kudret kazandı. Ancak onun etrafında toplanmış bazı kötü niyet sahibi kişiler Muhammed Bey’e son derece yanlış ve tehlikeli tavsiyelerde bulunarak onun güvenini kötüye kullandılar. Bu kötü niyetli adamların aklına uyan Pervâne Muhammed Bey kendi idaresi altında bulunan bölgelerde koyduğu ağır vergilerle halka zulmetmeye başladı. Aldığı vergileri etrafına topladığı çok sayıdaki askerine harcıyordu. Daha sonra Muhammed Bey ordusuyla Çankırı’ya ulaştı ve burada  yağma ve talan yaptı. Şehirde para, hububat, hayvan vs. ne varsa hepsine el koydu. Çankırı bölgesinin Türk askerlerinin ücretlerine varıncaya kadar her şeyi gaspetti. Buradan Konya’ya yöneldi. Konya’ya ulaştığında da aynı şeyleri yaptı. Müstevfî Asîleddîn ve Tuğracı Muzaffereddîn onu uyararak tuttuğu yolun yanlış olduğunu hatırlattılar. Ancak Muhammed Bey onların sözüne kulak asmadı. O, Asîleddîn’i ve Muzaffereddîn’i  de cezalandırarak mallarına el koydu. Konya’daki görevlileri kendi isteği doğrultusunda belirledikten sonra Kastamonu’ya hareket etti. Yolda uc güzergâhında bulunan Türkler ona karşı hücuma geçtiler. Ancak yapılan savaşı Muhammed Bey kazandı ve burada da çeşitli ganimetler elde etti. Bundan sonra Seferihisar (Sivrihisar)’a varınca oranın bütün geçmiş ve gelecek vergi ve gelirlerine el koydu. Aslında burası Türkiye Selçuklu Devleti’nin Nâib-i Saltanat makamında bulunan Mücîreddîn Emîr-Şâh’a  ait idi. Ancak Muhammed Bey ne Konya’yı ne de İlhanlı hükümdarını dinliyordu. Tam bir isyan bayrağı açmış dönüşü olmayan bir yola girmişti. Onu Moğollar’dan önce, yakalandığı amansız hastalık durdurdu. Muîneddin Muhammed  1297 yılında öldü.

          Yaklaşık yirmi yıl kadar Pervâneoğulları Beyliği’ni idare eden Muîneddin Muhammed  babası Süleyman Pervâne gibi ilme düşkün olup ilim adamlarını himaye ederdi. Müeyyedüddin-i Cendî ismindeki bir âlim Sinop’ta telif ettiği Asâr-ı Ahadî ve Esrâr-ı Ahmedî adlı eserini Muîneddin Muhammed’e sunmuştur. Muhammed’in ölümünden sonra beyliğin idaresini Pervâne Muîneddin Süleyman’ın torunu Mühezzibüddin Mesud ele aldı. Mesud Bey, Moğollar’la iyi geçinerek bunlardan herhangi bir tehlikenin gelmesine engel oldu. Beyliğinin sınırlarını da genişletmek suretiyle Bafra ve Samsun’u ele geçirdi. Ancak Mesud Bey, Cenevizliler’in kurduğu bir tuzağa düşerek esir edildi ve Ceneviz müstemlekesi olan Kefe’ye götürüldü. Mesud Bey, Cenevizliler’in elinden ancak çok ağır miktarda bir fidye ödemek suretiyle kurtulabildi(1298). Mesud Bey 1300 yılında Sinop’ta vefat etti. Yerine oğlu Gazi Çelebi geçti. Gazi Çelebi, donanmaya önem verdi. O, önce Trabzon Rum imparatoru ile analaştı daha sonra da  oluşturduğu deniz kuvvetleri ile Kırım ve Kefe taraflarına sefer düzenledi. Gazi Çelebi bir Ceneviz donanmasını Kefe yakınlarında mağlup etti(1313). 1319 yılında da Trabzon’a karşı hücuma geçti. Cenevizlilerin 1322’de Sinop’a karşı düzenledikleri saldırıyı geri püskürttü. Gazi Çelebi’nin yerine geçebilecek bir erkek çocuğu yoktu. Onun bundan dolayı Candaroğlu Süleyman Paşa’nın hâkimiyetini tanıdığı söylenir. Kaynaklar Gazi Çelebi’nin hükümete geçtiği zaman geniş bir ülkeye sahip bulunduğunu hatta İlhanlı hükümdarı tarafından verilen bir yarlığda “kalemrev-i hükmünün Anadolu’nun hemen nısfına şâmil olduğunu” kaydederlerse de olayların akışına baktığımız zaman onun hâkimiyetinin Sinop ve civarıyla sınırlı olduğu anlaşılıyor. Bir süreden beri siyasî karışıklıklara sahne olan Anadolu bu devirde artık büsbütün İlhanlılar’ın nüfuz ve hâkimiyeti altında idi. Bu bakımdan Gazi Çelebi kara savaşlarıyla uğraşmanın İlhanlılar’ın düşmanlığını çekeceğinden bundan kaçınarak Karadeniz’in doğu ve kuzey sahillerinde bulunan  Rumlar  ile Cenevizliler’e karşı sefer düzenlemekle meşgul oldu. Bunlara karşı yaptığı savaşlarda başarı kazandı. Bu hususta Osmanlı tarihçisi Gelibolulu Mustafa Âlî Künhü’l-ahbâr adlı meşhur eserinde “Gazi Çelebi Sinop iskelesinde bulunurdu. Gemiler yaptırıp Ruslar’a Çerkes’e ve Kefe’de bulunan Cenevizliler’e karşı gaza yapıyordu” demektedir. Gazi Çelebi Sinop’ta 22 yıl kadar süren hükümeti esnasında gerek Rumlar’ın ve gerek Cenevizliler’in eski tecavüzlerini kırmış onları sindirmişti. Hele Cenevizliler Gazi Çelebi ile hoş geçinmenin lüzumunu tamamıyla anlamışlardı. Bir aralık Cenevizliler ile bozuşan Trabzon Rum İmparatoru Gazi Çelebi’ye Sinop’taki Ceneviz ticaret evlerinin yıkılması için tehdit ettiği halde onun buna hiç ehemmiyet vermemiş olduğunu batı kaynakları kaydederler.

         Meşhur Arap seyyahı İbn Battûta’ya göre Gazi Çelebi fevkalâde cesur biri idi. Denizcilikte büyük bir mahareti vardı. Fakat bu önemli vasıflarına rağmen fevkalâde esrarkeş idi. Gazi Çelebi bir gün avda bir geyiği kovalarken ağaca çarparak öldü (722/1322). Gazi Çelebi’nin erkek çocuğu olmadığından ölümünden sonra kızı bir müddet babasının yerine geçti ise de o dönemde Kastamonu’da hüküm süren Candaroğlu Süleyman Paşa Sinop’taki karışıklar dolayısıyla Trabzon Rum İmparatoru’nun bu şehri işgal edebileceğini düşünerek Sinop’u derhal kendi ülkesine ilhak etti (723/1323).  Böylece Gazi Çelebi’nin ölümünden çok kısa bir süre sonra Pervaneoğulları Beyliği tarih sahnesinden çekilmiştir(1322). Süleyman Paşa buraya vâli olarak oğlu İbrahim Bey’i gönderdi. Sinop’a bir zamanlar Hatun İli denilmiş olması muhtemelen bu şehrin bir müddet için Gazi Çelebi’nin kızı tarafından idare edilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

        Gazi Çelebi’nin türbesi büyük dedesi olan Muîneddin Süleyman Pervane’nin Sinop’ta yaptırdığı medresenin sağ tarafındaki küçük bahçe içindedir. Buraya medrese içinden ve küçük bir kapıdan girilir. Kabrin bulunduğu bu mahallin önceleri üstünün kapalı olduğu medrese duvarının kenarındaki izlerden anlaşılmaktadır. Gazi Çelebi’nin mezar taşı Selçuklu sanatı tarzında yapılmış uzun bir mermer sandukadan ibarettir. Bu sandukanın baş ve ayak taşlarında Gazi Çelebi’nin ve babasının adıyla kendi ölüm tarihi yazılıdır. Pervâneoğulları zamanında Sinop ve civarında yaptırılan bazı eserler günümüze kadar gelebilmişlerdir. Bunlar arasında Pervâne Muîneddin Süleyman tarafından 666 (1267-1268)’da yaptırılan Sinop Ulu Camii en önemlisidir.  Muîneddin Süleyman Pervâne tarafından Sinop’un  muhasara ve Rumlar’ın elinden alınışı hatırası olarak şehir içinde bir medrese inşâ ettirilmiştir. Pervâne tarafından yaptırılan bu medrese gerek evkâf kayıtlarında ve gerek halk ağzında yanlış olarak Alâaddîn Medresesi olarak bilinir. Sinop’ta Selçuklular zamanına ait olup günümüze kadar mevcudiyetini muhafaza eden tarihî eserler arasında önemli bir yeri olan bu ilim müessesesi Ulu Cami’nin hemen arkasındadır. Kesme taştan yapılmış bu binanın güney tarafındaki cephesinde kenarları mermer sütunlu genişçe bir avlusu olup bunun iki tarafında 16 hücre mevcuttur. Bunların dışında Süleyman Pervane Medresesi ve Pervane Türbesi de sayılabilir.

      Bibliyografya:
      Ahmed Tevhid, “Rûm Selçûk Devleti’nin İnkırazıyla Teşkil Eden Tavâif-i Mülûk’dan Sinob’da Pervânezâdeler”, Tarih-i Osmânî Encümeni Mecmuası, (İstanbul 1328), I, 253-257; Aksarayî, Müsâmeretü’l-ahbâr ve müsâyeretü’l-ahyâr, (nşr. Osman Turan), Ankara 1944, s. 209, 217-218, 242-244, 247-248, 256-257, 260, 265-266 (trc. Mürsel Öztürk), Ankara 2000, s. 168, 174-175, 195-196, 199-201, 206-207, 209, 214-215; Bertold Spuler, İran Moğulları, (çev. Cemal Köprülü), Ankara 1987, s. 65,84-85; Besim Darkot, “Sinop”, İA, X, 685; Claude Cahen, Pre-Ottoman Turkey, (trc. Yıldız Moran, Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler), İstanbul 1984, s. 303-304; a.mlf., “Ghz elebı”, EI2, II, 1045; Hüseyin Hüsameddin, Amasya Tarihi, İstanbul 1330-1332, I, 115-116, 326; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri, s. 148-149; J.H.Kramers, “Muin-üd-dîn”, İA, VIII, 556-557; M. Ülkü Taşır, “Sinop’ta Selçukîler Zamanına Ait Tarihî Eserler”, Türk Tarih, Arkeolografya ve Etnografya Dergisi, (İstanbul 1949), s.115, 140-143, 146-147; Mikâil Bayram, “Pervaneoğulları Zamanında İlmî Çalışmalar”, Birinci Tarih Boyunca Karadeniz Kongresi Bildirileri, (13-17 Ekim 1986), Samsun 1988, s.383-387; Müneccimbaşı, Câmiud-düvel, (nşr. ve trc. Ali Öngül), Câmiud-Düvel Selçuklular Tarihi, Anadolu Selçukluları ve Beylikler, İzmir 2001, II, 124,133,135; Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul 1993, s. 626-631.


Dr.Muharrem Kesik / İst.Üni.Ed.Fak.Tarih Bölümü

Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.

Henüz bir oylama yapılmamış.
Saat-Tarih

       

Kur'an-ı Kerim

       

Hutbeler



» Aylık Hutbeler

Dini Bilgiler

Dini Bilgiler
 
Web Kütüphanesi
 
Dini Sorular
 
Kur'an-ı Kerim ve Meali
 
Esmaül Hüsna

       

Tarihi Değerlerimiz

» Kitabeler
» Mezar Taşları
» Mihraplar
» Sinop Çeşmeleri
» Hamamlar
» Kaleler
» Cezaevi ve Kitabeleri
» Türbelerimiz
» Pervane Medresesi
» Gazi Çelebi Türbesi

İletişim

Daire İletişim
Tel : 0 368 261 15 19
Tel : 0 368 260 13 05
Faks: 0 368 261 46 88

Hac Bürosu
Tel : 0 368 261 83 53
Dahili: 134

Dahili No'lar

Mutemet :111
Personel :140 - 135
İda.Ma.İş :111-114
Din.Hzm :125

Bilgi İşlem
VHKİ: 107

E-Mail:
sinopmuf@diyanet.gov.tr

Hava Durumu
Sayfa oluşturulma süresi: 0.01 saniye KARADENİZ BİLİŞİM - AJANS & ORGANİZASYON